‘Motherless Star’
- Osman Birinci

- 20 Oca 2020
- 2 dakikada okunur

Kendi jenerasyonunun en başarılı aktörlerinden biri olarak nitelendirilen, hatta kimileri tarafından en iyisi olarak gösterilen Edward Norton…
Karşımıza en son; yönetmenliğini üstlendiği, başrolünde oynadığı, kendisinin finanse ettiği ve senaryosunu bizzat derlediği ‘Motherless Brooklyn’ filmiyle çıktı.
Film, hikayesi ve bunu ortaya koyarken gösterdiği akıcılığıyla tam puan alırken, Edward Norton da bu sürükleyicilikte, yükü omuzlarında başarıyla taşıyarak izleyiciyi filme bağlama hünerine kaldığı yerden devam ediyor. Oyunculuk kalitesini konuşturarak, çıkış yapıp adından söz ettirdiği zamanlara geri döndüğünü söylemek mümkün. Bu son projesiyle birlikte yeteneğine inanmayanların aksine kendisini kanıtlarcasına ustalık performansını gösteriyor. Ek olarak yönetmenliğinin de bir o kadar ustaca olduğunu söyleyebilirim.
Yeteneğine inanmayanlar ya da “O kadar da iyi oyuncu olduğunu düşünmüyorum be abi. Bana kalırsa kendisi biraz şişiriliyor” diyenlerin bilmediğini düşündüğüm bir kaç ayrıntıdan da bahsetmek isterim.
Edward Norton, birçok izleyicinin Fight Club ve American History X’den tanıdığı bir aktör. Kendisine değer vermemi sağlayan performansı ise popüler olmuş filmlerinin aksine bunların gölgesinde kalmış Primal Fear’da canlandırdığı psikopat karakterden ve 25th Hour filminde sergilediği muazzam performansından geliyor. ‘Motherless Brooklyn’ filminde en azından günümüz için ustalık eserini ortaya koyan başarılı aktör, geçmişte de ilk kez rol aldığı Primal Fear performansında Oscar’a aday gösterilerek ve deneyimli oyuncu Richard Gere’i gölgesinde bırakarak adından çokça söz ettirmişti. O yüzden ilk filmi olmasına karşın o performansını da kalfalık eseri olarak nitelendirmek doğru olabilir. Ancak olağanüstü oyunculuğu sayesinde gölgede bıraktığı Richard Gere’in de o filmde rol aldığını düşününce, çırak ustayı geçmiş demek de yanlış olmuyor. Edward Norton’un benim için değeri metod oyunculuğunu en iyi sergileyen aktörlerden biri olmasından geliyor. Özellikle kendi jenerasyonu ile kıyaslandığında benzer yeteneklere sahip aktör sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Adına dizdiğim övgülerin sonucunda haliyle, “Böyle başarılı ve yetenekli bir oyuncunun kariyeri neden bu kadar inişli, çıkışlı olabiliyor ?” diye sorduğunuzu düşünüyorum.
Mükemmeliyetçilik…
Kariyerinde gösterdiği ve ‘olağanüstü’ olarak nitelendirilen performanslarına katkıda bulunan mükememmeliyetçilik huyu, kariyerinin iniş çıkışlı olmasına da sebep olsa gerek. Bunun tek sebep olduğunu söylemek yanlış olabilir belki ama kendisinin verdiği röportajlara ve hakkında söylenenlere gözatıldığında bilinenin bu doğrultuda olduğu da bir gerçek.
Rol aldığı Italian Job filmi’nin prodüksiyon şirketi olan Paramount ile tartışan ve sonucunda filmin içinde ‘bitse de gitsek’ tarzında performans gösteren bir aktörden bahsediyoruz. Sonrasında bu prodüksiyon şirketiyle hiçbir projenin altına imza da atmaması idealist biri olduğunun kanıtı. Aslında rol aldığı işlerde en iyisini ortaya koymaktan yana. Buna sadece bireysel performansı olarak yaklaşmamakla beraber filmin de bir o kadar başarılı olması gerektiğini savunuyor. Mükemmeliyetçilik karakteri setlerde ortaya çıkıyor olsa gerek ki rol aldığı Red Dragon Filmi’nin kurgusuna karıştığı için yönetmen ile, Hulk Filmi’nin senaryosunu beğenmediği için Marvel şirketiyle anlaşmazlık yaşayan birisi. Alejandro Gonzalez Inarritu da bunu farketmiş olsa gerek; Norton’a Birdman filminde neredeyse kendisini canlandıracağı bir rol ayırıyor. Kaprisli, kibirli ve mükemmeliyetçiliği yüzünden memnuniyetsiz olan bir oyuncuyu canlandırıyor.
Edward Norton yapımını üstlendiği son filmiyle kendisini izleyiciye yeniden hatırlatmayı başardı. Son filmi ‘Motherless Brooklyn’ filmini henüz izlemeyenlere şiddetle tavsiye etmekle beraber, hakkındaki düşüncelirimi de paylaşmadan edemedim. Başarılı yönetmen Wes Anderson ile iyi anlaşan Edward Norton, sonunda yeteneklerini daha da detaylı gösterdiği kendi projesiyle adından söz ettirecek gibi. Kendisinin yeteneğinin abartıldığını düşünenlerin de izlemesi gerektiği güzel bir iş. İyi seyirler…












Yorumlar