Filistin, Devrim ve Bilinmeyenler
- Osman Birinci

- 20 Şub 2020
- 2 dakikada okunur

Deniz Gezmiş’in Filistin’de çekilmiş kamp fotoğrafları ve El Fetih Kimliği..
Filistin 68’ kuşağı için bir idealdi. Devrimin hayata geçirileceği bir plandı. İspanya İç Savaşı’nın devamıydı. Tıpkı o özgürlük mücadelesinde olduğu gibi Filistin’de de dünyanın bir çok tarafından devrimcinin desteğe geldiği, sömürüye karşı omuz omuza verdiği, göğsünü emperyalistlere siper ettiği bir alandı.
Çoğu üniversite kuşağında olan devrimci gençler hareketlerini laftan öteye taşıyarak eylem insanı olduklarını gösterircesine Arafat’ın Filistini’ne eğitim görmeye gidiyorlardı. Bu gençlerin derdi senelerce sömürülmüş bir topluma karşı açık desteklerini gerekirse canlarıyla göstermekti. Eylem insanı olmanın Cuma Namazı’ndan çıktıktan sonra şeriat bayraklarıyla konsolosluğa yürümenin ötesinde olduğunu gösteriyorlardı. Ve ya mesaj vermenin binlerce masum sivili katletmekle değil, inandıkları fikirlere kararlılıkla yürüyerek tek bir hedefte akılcı yöntemlerle yol alarak ilerledikleri aşikardı.
Türkiye solundan binlerce genç 1970’lerde ve 80’lerde Filistin için savaştı; onlarcası, belki de “yüzlercesi” bu dava uğruna can verdi. Sıra dışı şeyler yaşadılar, ağır işkenceler gördüler, derin acılar çektiler. Ortalarda dolaşıp böbürlenmediler, kahramanlık payesi istemediler. Tersine yok sayıldılar. Ölenler unutuldu; ne cenazeleri istendi, ne mezarları arandı.
Filistin’e eğitim görmeye gittikleri yıllarda kimsenin himayesi altında kalmadan kendi hür iradeleriyle bu kararı alan gençler hayallerini süsleyen devrim idealiyle hareket etmiş, atlatılması zor deneyimlere baş koymuşlardı. Bugünlerde ‘sözde’ kutsal görünen Filistin mücadelesi ne ilginçtir ki o günlerde farklıydı. Soner Yalçın’ın köşe yazısında kaleme aldığı yazısında, o günlerde etkin rol almış devrimcilerden bir tanesiyle röportaj yapılmış. Yazıyı okuyunca o dönem Filistin’e çarpışmaya giden devrimcilerin yurtta başta Siyasal İslcamcılar ve geri kalanlar tarafından terörist olarak görüldüğü gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz. Bu da bugün yurtta verilen ‘sözde’ Filistin Mücadelesinin samimiyetini yeterince açıklar vaziyette.
Filistin Mücadelesine ‘gerçekten’ destek vermiş devrimcilerin yaşadıkları düşmanca deneyimler ise Siyonist’lerin saldırılarıyla sınırlı kalmamıştır. Filistin’den dönen Müfit Özdeş, Ercan Enç, Alpaslan Özüdoğru, Hamit Yakup, Ahmet Tuncer Sümer, Kadir Manga, Ali Tenk ve Bahtiyar Emanet tutuklanmış ve mahkemeye çıkarılmışlardır. Tahliyelerine sebep veren olay ise herşeyi açıklamaktadır. Özellikle de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin o günlerde sahip olduğu ideolojisinin aynası olmuştur. Ezilen bir millete destek vermek için canını tehlikeye atan devrimciler, mahkeme’nin Dışişleri Bakanlığı’ndan talep ettiği, konu ile ilgili bilirkişi raporunda, Bakanlığın, El-Fetih örgütü hakkında sosyalist bir örgüt olarak değil, “Milliyetçi bir Arap örgütü” olarak görüş bildirmesi sayesinde aynı yılın Ekim ayında serbest bırakılırlar. Bir o kadar ciddi olan bir durum ancak bu kadar komik gösterilebilir. Gençler desteğe gittikleri ülkeyi savunan insanların ideolojisi ile yargılanmışlardır.
Devrim ilginçtir. İdeal önemlidir. Fikir bazı durumlarda herşeyin önüne geçebilir. Kimliğin bile. Bunu bize kanıtlayan da Sabutay Varol’dur. Yine Soner Yalçın’ın 2014 yılında kaleme aldığı makalesinde gün yüzüne çıkartılan ilginç ve tuhaf bir anıdır ki Sabutay Varol Filistin’e çarpışmaya giden Türk Musevisi bir devrimcidir. Fikrin kimliğin önüne geçebileceğini kanıtlayan Sabutay Emperyalist İsrail’e karşı Filistin Halkı’nın özgürlük mücadelesini verenlerden olmuştur. Oturduğu yerden sallayanların aksine canını tehlikeye atıp teoriği pratiğe geçirmiş dünden günümüze ilginç bir mesaj olmuştur.
Filistin günümüzde üzerine tartışılmaya devam edilen bir konu ve yaranın büyüdüğü de teşhisi konulmuş vaka niteliğinde. Problemlerin çözülemeyip, tarafların uzlaşamaması ise samimiyetsiz politikacıların inandırıcı olmayan geçici tasarruflarından süregelmekte. Filistin’in yarası kimisinin şehit düştüğü, kimisinin esir, kimisinin ise yaralandığı bu kahramanların kendi yurtlarında dahi terörist ilan edildiği gün zaten büyümüştü.
Osman Birinci












Yorumlar