top of page
  • Beyaz Vimeo Simge
  • White YouTube Icon
  • White Instagram Icon
  • Beyaz Spotify Simgesi
  • Beyaz LinkedIn Simge
  • White Facebook Icon

Demokratlar

  • Yazarın fotoğrafı: Osman Birinci
    Osman Birinci
  • 21 Oca 2020
  • 2 dakikada okunur

Zimbabve. Sömürge adıyla ve eski ismiyle Rodezya. Beyazların yönettiği, Afrika’lıların ise bir çok haktan mahrum bırakılarak yönetildiği bir toplum. İşte bu topraklarda beyaz adamın sömürüsüne baş kaldıran yerli halk uzun bir dönem sürecek gerilla savaşını vermiş ve Kapitalist güçlere karşı özgürlük mücadelesini yaklaşık 20 yıl sürdürmüştür. Sovyetler Birliği, Çin Halk Cumhuriyeti, Küba ve Almanya Demokratik Cumhuriyeti gibi Anti Kapitalist Devletlerden destek görmüş, çok sayıda kayıp vermesine rağmen amacına ulaşmıştır. 1980 yılında süregelen iç savaşın son bulmasıyla bağımsızlığını deklare etmiştir.

Yalnız ortada duran bir gerçek vardır ve bu gerçek diğer milletlerde de görülen örneklerle birlikte ortaya çıkmıştır. Bugün bile gördüğümüz bu somut örnek ise toplumun kendi içinde birbirine karşı verdiği mücadeledir. Yani bu tanımlamaya bakıldığında; savaşın diğer bir cephesinin, beyaz adamdan alınan bağımsızlığın devamında oluşacağını tahmin etmek yanlış olmaz. Afrika’lıların kaderlerini belirleyecekleri, kendi haklarını meşrulaştıracakları süreç daha zor ve uzun geçecektir.

Sömürgecilere karşı bağımsızlık mücadelesi vermiş ZANU Milisleri’nin başında yakın zamana kadar başkanlık yapacak Mugabe vardır. Savaşın sonunda silahlı milis örgütünü siyasi partiye dönüştürmüş ve liderliğini yaptığı ZANU-PF ile birlikte muhalefeti asimile ederek 37 yıl başkanlık yapmıştır. Zimbabve’nin kendi içindeki demokratik arayışı da bu dönemde başlamıştır.

Uluslararası siyasal geçmişte, coğrafi, kültürel ve sosyal farklar olmasına rağmen her bir milletten hemen hemen her bir liderin ortak bir yanı vardır. O da güç ve güce dayalı yönetime duyulan bağlılıktır. Bu insanoğlunun doğasında yer alan bir özelliktir ki konum ayırmaz. Bunun örneklerinden bir tanesi de Mugabe’nin sömürgeci hükümdarlara karşı savaş verdikten sonra kendi toplumunu sömüren bir tirana dönüşmesidir. Kendi ülkesi için her ne kadar iyi şeyler de yapmış olsa dahi koltuk sevdasından geri adım atmaması onu tiranlaştırmıştır. Siyahilerin yaşam standartlarını geliştirmeye çalışmış, aynı süreçte sağlık, eğitim, tarım alanlarında da uyguladığı politikalar ile Zimbabve’ye önemli bir ivme kazandırmıştır. Buna karşın yolsuzluk, siyasi muhalefeti bastırmak, toprak reformunu kötü idare etmek, ekonomiyi kötü yönetmek ve insan haklarını ihlal etmekle suçlanmıştır.

2008 yılında muhalefetin önde götürdüğü seçimlere müdahele etmiş, uluslararası baskının sonucunda muhalefet lideri ile koalisyon hükümeti kurmak zorunda kalmıştır. Bu dönemde başlayan anayasal reform çalışmaları partiler arası çekişmelere dönüşmüş, iki yıl sürecek anayasa taslağı COPAC (Siyasi Partilerin gözlemiyle yürütülen anayasal uzlaşma konseyi) tarafından hazırlanmıştır. Halkın bizzat katılımıyla birlikte herkesin fikri alınarak hazırlanan Zimbabve Anayasası Mugabe tarafından imzalansa da yürürlüğe konmamıştır. “Demokratlar” adlı belgeselde de her iki partiden atanan gözlemciler olan Paul Mangwana ve Douglas Mwonzora’nın anayasal süreçteki demokratik mücadeleleri başarıyla anlatılmakta, insanlar üzerinde kurulan baskı görülmektedir.

15 Kasım 2017 tarihinde ülkede gerçekleştirilen askeri darbe sonucu; dünya üzerinde görevdeki en yaşlı devlet başkanı olarak görev yapan Mugabe ev hapsine zorlanmış ve devam eden süre zarfında zorla da olsa yetkileri elinden alınmıştır. Mugabe, 6 Eylül 2019’da, 95 yaşında Singapur’da ölmüştür. Miras bıraktığı sözde demokratik, özde anti demokratik yönetim biçimi bugün kaldığı yerden devam etmektedir. Mugabe’nin imzaladığı ama yürürlüğe konmayan Zimbabve Anayasası hala yürürlüğe geçmeyi bekliyor. Mugabe devri sona erse de hükümetin çoğunluğu ve devlet başkanı’nın bağlı olduğu siyasi parti hala ZANU-PF. Meclisin üçte ikisini kazanan iktidar partisi ZANU-PF, demokratik maddeler içeren ve o dönem muhalefetin çabalarıyla hazırlanan anayasayı isterse değiştirme yetkisine de sahip. Muhalefet partisi ise iktidar partisini sonuçları açıklamayı bilerek geciktirmek ve rakamlarla oynamakla suçlamaya devam ediyor…

Sonuç olarak benim bu bilgiler ışığında ortaya çıkardığım tek bir gerçek var. O da tiranların isminin değişebileceği ama tiranlığa dayalı sistemin değiştirilemediğidir.

Yorumlar


© 2022 by Osman Birinci

bottom of page