Tütün Tarlası
- Osman Birinci

- 17 Şub 2020
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 17 Şub 2020

Anadolu’nun önemli geçim kaynaklarından birisi de tütün tarlaları idi…
Bu tarlalarda binlerce emekçi ve köylünün alınteri var.
Köylünün alınteri ile ıslanan topraklarda ise anılar ve dünyanın küçük olduğu fikrini destekleyen hikayeler var.
Anadolu’nun tütün tarlalarından kimler kimler geçmiş, ismini bilmediğimiz pek çok insan tarlada emek dökmüştür.
Dökülen emeğin değeri, harcandığı günle sınırlı kalmamış, toprakta dökülen alınteri beraberinde getirdiğı hikayesi ile günümüze kadar taşınmıştır.
Deneyimlerin sonucunda ortaya çıkan anılara gözatıldığında ise birbiriyle kesişen ilginç bilgilerle karşılaşıyorsunuz.
Emeğin sel olup aktığı, hikayelerin kulaktan kulağa fısıldandığı, anıların çok, deneyimlerin zorlu geçtiğı tütün tarlalarından çıkan iki Osmanlı Gayrimüslimi…
Erzurum’lu Markos Vafiadis ve Manisa’lı Morris Şinasi.
Devam eden yıllarda birbirlerinden farklı alanlarda, dikkate değer işler başarmış bu iki insanın tütün tarlasından başlayan farklı birer hikayesi var.
Markos Vafiadis 1906’da Erzurum’da doğdu. Anne ve babasını üç yıl arayla kaybeden Markos, çocuk yaşlarında Erzurum’da tütün işçisi olarak çalışmaya başladı. Hikayesi Anadolu Toprakları’nda başlayan Vafiadis’in hayatı o dönem süregelen mübadele sebebiyle Yunanistan’ın Selanik Şehri’nde devam edecekti. O dönemdeki kaderinden henüz kopamamış olan Markos diğer mülteci Rumların çoğu gibi Selanik’de de tütün tarlalarında ve fabrikalarda çalıştı. 1930’lu yıllara damgasını vuran Ioannis Metaxas yönetimi pek çok komünist gibi Vafiadis’i de etkiledi ve yeraltı komünist örgütlenmelere katıldı. Çok geçmeden, Yunanistan Nazi işgaliyle karşı karşıya kaldı ve Erzurum’lu Komünist Vafiadis Yunanistan Halk Kurtuluş Ordusu’nun (ELAS) sorumlusu olarak Naziler’e karşı çarpıştı. Ancak Yunanistan’ın kaderini belirleyecek politik çekişmeler savaşın sonuçlanmayacağını gösteriyordu. Almanların çekilmesiyle birlikte gölgesini kuvvetlendiren İngiliz Hükümeti, Yunanistan’da komünist yönetim istemiyordu. İkinci Dünya Savaşı’nı atlatan Yunanistan, şimdi de iç savaş ile karşı karşıyaydı. Sovyetler Birliği’nden destek alamayan Yunanistan Komünist Partisi, birkaç sene önce İspanya İç Savaşı’nda yenilgiye uğrayan sosyalist güçlerin yaşadığı hüsranın benzerini yaşıyordu. Vafiadis verdiği bir röportajda; Stalin’in Yalta Konferansı’nda Churchill ve Roosevelt ile Bulgaristan ve Romanya karşılığında Yunanistan’da ki komünist hareketi görmezden gelme konusunda mutabakata vardığını savunmuştu. İç savaş sırasında Yunanistan Komünist Partisi tarafından kurulan ve halk arasında ‘dağların hükümeti’ olarak bilinen geçici hükümete başbakan olan Vafiadis, devam eden yıllarda İngiliz Ajanı olma suçlamalarıyla SSCB’ye sürüldü. Partiyle olan anlaşmazlığı sebebiyle Sovyetler’de de sürgün edilen Markos, hayatının 35 yılını Ural dağlarının eteklerinde saatçilik yaparak geçirdi. Vafiadis ülkesine ancak 1983’te dönebildi ve hayatının son dönemini Sakız adasında geçirdi. Erzurum’lu Komünist Vafiadis, Yunanistan yakın tarihinin ve sıkı bir sosyalist geleneği ile muhalefeti bulunan bu ülkenin karizmatik liderlerinden biri olarak iz bıraktı.
Endülüs’ten kaçarak Manisa’ya yerleşen Sefarad kökenli Yahudi bir ailenin üçünçü çocuğu olarak dünyaya gelen Morris Şinasi ise 1855’te Manisa’da doğmuştur. Asıl adı Moiz Eskenazi’dir. Çocukluğunda Manisa’nın tütün tarlalarında ve üzüm bağlarında çalışır. Dokuz yaşında yakalandığı ve o yıllarda öldürücü bir hastalık olan “kuşpalazı” rahatsızlığından Manisa’da bulunan ve zamanında Kanuni’nin annesi Hafsa Sultan adına yaptırdığı Sultan Camii Darüşşifası’nda Doktor Şinasi tarafından tedavi edilmesi sayesinde kurtulur. Evlatlarını kurtardığı için ailesi Morris’in yanına hekimin ismi olan Şinasi adını da eklemişlerdir. Genç Morris, önceleri Yahudi Mezarlığı’nda bekçilik yapmış, ama okuması olmadığı anlaşılınca işten çıkarılmıştır. Ardından bir süre tütün tarlalarında çalışan Morris, çalışkanlığıyla patronu olan tütün tüccarının gözüne girmeyi başarmıştır. Cebinde iki mecidiye ile Mısır’a ve ardından da ABD’ye göç edip, orada sigaraların henüz elle sarıldığı bir zamanda 1893 yilinda sigara sarma makinesi patenti alarak New York’da Schinasi Bros adında bir tütün şirketi kurmuştur. O dönem ABD ile Osmanlı İmparatorluğu arasında yapılan ticari müzakereler sonucunda ABD, Türk Tütünü ithal etmeye başlamış ve Morris Şinasi bu ticaret ile birlikte büyük servet elde etmiştir. Yine bir Yahudi olan arkadaşı Philip’i de ortak alarak kurduğu şirket Philipp-Morris Tütün Krallığının kuruluşuna kadar uzanmıştır. Şirket günümüzde de dünya sigara devlerinden biri olarak faaliyet göstermektedir. Ancak Morris Şinasi’nin tütün şirketinin Philipp-Morris Şirketi ile ilgisi olmadığını iddia eden kaynaklar da bulunmakta. Doğup büyüdüğü toprakları unutamayan Morris. salgın hastalıklardan ölen çocukları ve hüzünlü ailelerini de asla unutamamıştır. Servetinin bir kısmını doğup büyüdüğü, hastalığında bakıldığı Manisa’ya vakıf kurulması için bağışlamıştır. Böylece Manisa’da zamanın en ileri teknolojisi ile çocuk hastalıkları hastanesi inşa edilerek faaliyete geçirilmiştir. 1928 yılında ölen Morris Şinasi ne yazık ki hastanenin faaliyete geçtiğini görememiştir. Ege Bölgesinin sayılı çocuk hastalıkları hastanelerinden olan Morris Şinasi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi, 2018 yılında Manisa Şehir Hastanesinin yapılmasıyla birlikte ne yazık ki kapatılmış ve şehir hastanesine taşınmıştır. Hastane şu an atıl durumda bulunmaktadır. Morris Şinasi’nin vakfettiği ve 90 yıldır Manisa için vakfedilen fon ise haliyle kesilmiştir.
Tütün tarlasında büyüyen bu iki insanın tuhaf hikayeleri, anadolu’dan çıkan ilginç ve farklı sayılabilecek hikayelerin birer örneği olarak görülebilir.
Osman Birinci












Yorumlar