top of page
  • Beyaz Vimeo Simge
  • White YouTube Icon
  • White Instagram Icon
  • Beyaz Spotify Simgesi
  • Beyaz LinkedIn Simge
  • White Facebook Icon

Thomas Hobbes Bugünü Görmüştü

  • Yazarın fotoğrafı: Osman Birinci
    Osman Birinci
  • 10 Nis 2019
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 20 Oca 2020

Thomas Hobbes, siyasi bir düşünür olarak geçmişte yazdığı daha çok iyi gözlem niteliğindeki güçlü siyasal teklifiyle günümüze ışık tutuyor. Hobbes’un eserlerine (başta kaleme aldığı en önemli eseri olarak tanıtabileceğim ‘Leviathan’ adlı kitabı olmak üzere) iyice bir göz gezdirdiğiniz zaman insan ve devlet doğasını ne kadar başarılı incelediğini anlayacaksınız. Sunduğu toplumsal sözleşmenin dışında yaptığı toplumsal gözlem ve insanın doğasına dair kaleme aldığı fikirlerini okurken eserin kaleme alındığı dönemi sorgulayıp “Ya tamam da burada zaten günümüzün sosyal durumu ve uygulanan siyasal metotlar yazıyor” demek gayet mümkün bir hal alıyor.

Hobbess’un eserlerinin ve yaptığı bireysel ya da toplumsal analizin devamlılığının yanı sıra ortaya koyduğu siyasal düşünce üzerine konuşmak, geçmişi bugünle karşılaştırmadan önce verilmesi gereken en önemli anekdot olabilir.

Thomas Hobbes’un ‘Leviathan’ eserinde sunduğu analiz ve ortaya koyduğu fikirleri madde halinde sıralamak dünü bugün ile kıyaslamamıza yardımcı olacaktır:

  1. Leviathan, Hobbes’un devlet anlayışından ortaya çıkan; toplum iradesiyle mutlak güce sahip olan otoritenin egemen olduğu devlet yapısıdır.

  2. Mutlak otoritenin insan doğasından ötürü şart olduğunu savunur.

  3. Doğa durumunda (herhangi bir otoritenin olmadığı) herkesin özgürlüğünü korumak ve başkalarına egemen olmak isteyeceğini savunur.

  4. Mutlak bir eşitlik halinin olduğu devlet doğasında iki kişinin tek olan bir şeyi istemesi ve ikisinin de onu elde etmeye hakkı olması çatışmayı yaratır.

  5. Doğal durumda hiçbir mülkiyet, adalet ya da adaletsizlik yoktur. Sadece savaş vardır.

  6. Kaosa sebep olan mutlak eşitlik durumu Hobbes’un her bir bireyi eşit görmesinden ortaya çıkar.

  7. İnsan, fiziksel olarak gücünün yetmediği bir durumda bile aklını kullandığından insanlar arasında mutlak bir eşitlik hali vardır.

  8. İnsan doğasında üç temel çatışma doğası vardır ; rekabet (competition), güvenlik kaygısı (diffidence), şan şöhret (glory).

  9. İktidar için olan tutku (insan doğasında) otoritenin olmadığı doğa devleti durumunda (mutlak eşitlik hali) ortamı kaosa sürükler.

Hobbes yaptığı analizden sonra ortaya koyduğu sözleşmesinde şunları söylemiştir:

  1. Hak ve özgürlükler ile düzen ve iktidar arasındaki ilişki sorununun çözülmesi.

  2. Herkesin herkes üzerinde hak iddia ettiği, bireylerin güvende olmadığı mutlak eşitlik halinin kaldırılıp mutlak otoritenin sağlanması.

  3. Tanrı tarafından insanlara sunulan mülkiyet, yaşam ve özgürlük gibi üç temel hakkın korunması.

  4. Herkesin emeğinin karşılığını alabilmesi, özgürlüğünün tadına varabilmesi için bazı haklarından feragat ederek makul tabanda anlaşması ve otoriteyi tesis etmesi gerekir.

Hobbes’un sahip olduğu pesimist yapısının altında iyimser fikirlere rastlamak da mümkündür. İnsanların birer akıl sahibi varlıklar olduğunu düşündüğünden elbet bir gün herhangi bir otoriteyi haklarından feragat ederek başlarına getireceklerini düşünür.

Hobbes’un beka yani güvenlik üzerinden yaptığı analiz ve sunduğu teklifleri madde şeklinde sıralayıp okuduğumuzda dünün bugün ile benzerlikler taşıdığını görüyoruz. Hobbes gerçek savaşı, insanın yarın ne olacağını bilmediği için üretmemesi, bir yerden bir yere bile gidememesi olarak tanımlamıştır. İnsan doğası ve bugün yaratılan algının gölgesinde siyasilerin ortaya koyduğu beka tartışmalarına baktığımızda (Trump ve Meksika Sınırına Duvar Çekilmesi , Türkiye’de Suriyeli Mülteciler ‘sorunu’ ve milli beka tartışmaları) Hobbes’un başlıkta yazdığım gibi günümüzü gördüğünü ve ya bugüne ışık tuttuğunu iddia etmek pek de yanlış durmuyor. İnsanların bir iktidardan başka bir iktidara koşma tutkusu ancak ölümüyle son buluyor. İnsanın iktidarı elde tutma garantisinin ise olmaması kaygıya yol açıyor. Bu da devlet doğasını, savaş devleti haline getiriyor. Bireyler ve ya devletler iktidar ve mutlak güç kaygısıyla etik olmayan ama pişmanlık da duymayacakları yaptırımları böylece uygulamaya devam ediyorlar.

Osman Birinci

Yorumlar


© 2022 by Osman Birinci

bottom of page