Savaş ve Ütopya
- Osman Birinci

- 10 Nis 2019
- 2 dakikada okunur

Çoğu okurun “Hayvan Çiftliği” ve “1984” adlı kitaplarından tanıdığı Orwell, devrimci karakteriyle pek tanınmaz. Kendisi eserlerinde kurduğu ütopik ortamları, sosyalist düzende hakimiyet kurmuş liderlere duyduğu öfkenin verdiği hicivle yazmıştır. Hayvan Çiftliği eserinde ki ‘domuz’ ile 1984 kitabındaki o ‘büyük birader’ karakterleri yazar tarafından teşbihi ustalıkla yapılmış Josef Stalin’in ta kendisidir.
“Peki nereden geliyor Orwell’ın bu öfkesi ?” diye soracak olursanız İspanyol İç Savaşı’nı sebeplerden biri olarak göstermek yanlış olmaz. Bu yazımda Orwell’ın kızgınlığını körükleyen İspanya İç Savaşı’ndan bilmeyenler için kısaca bahsedeyim. Çünkü bu harp üzerine uzunca konuşulacak ayrı bir makale konusu olarak nitelendirilebilir.
Dünyada devletlerin krallıklardan yavaş yavaş kurtulmaya başladığı, kurtulanların ise sembolik gücü kalmış kraliyeti bir kenarda tutarak farklı sistemlere yelken açmaya başladığı bir dönemden bahsediyoruz. Yeni rejimlere yaklaşmakta olan bu devletlerin çoğunda ise benzer bir fikir hakim; ulus devlet. Fikirler bu açıdan bakarsak sabitti diyebiliriz ama iki farklı düzen hakimiyetini kurmaya yavaştan başlamıştı bile. İspanya İç Savaşı da bu dönemin başlangıcında tam da bu sırada patlak vermiştir ki incelendiğinde döneme ışık tutabilecek nitelikte bir anektotdur. Savaşın her savaş gibi iki farklı tarafı vardır ve bunlar General Franco liderliğindeki Milliyetçiler ile hazırda yönetimi elinde tutan Cumhuriyetçiler’dir.
Savaşın etkisi yükselmeye başladıkça Cumhuriyetçiler, diğer ülkelerden desteğe gelen gönüllü milislerin yardımıyla güçlenmeye çalışmışlardır. Orwell da bu gönüllü milislerden sadece bir tanesidir. Yazarın silahını kalemi olarak düşünürüm ancak Orwell kendi idealleri için daha fazlasını yapması gerektiğini düşünmüş ki daha da ileri giderek eline gerçek silahı alarak savaşı daha detaylı inceleme şansı bulmuştur. Daha öncesinde Paris’te beş parasız, Wigan’da ise yorgun ve bitkin gezen yazar, bu sefer Katalonya’da silahla gezmeye başlamıştır. İşler savaşın kızışmasıyla değişmeye başlamıştırki Cumhuriyetçiler kendi içlerinde bir takım sol fraksiyonlara ayrılmışlardır (Bunun detaylı bilgisini İspanya İç Savaşı hakkında yazacağım bir başka makalede daha detaylı açıklayacağım) . Orwell bu ayrışmada başrol oynayan kişinin Stalin olduğunu düşünür ve savaş kaybedilip güç dengeleri milliyetçilerin eline geçtiği andan itibaren Stalin’i bu durumun sorumlusu olarak görmeye devam eder.
Kısacası ütopik eserlerinde ‘açgözlü domuz’ ve ‘büyük birader’ benzetmeleriyle alttan alttan hatta belki de dolandırmadan eleştirdiği kişi Stalin’dir, sebeplerinden biri de açıklayabildiğim kadarıyla savaş ve savaşta oynanan rollerdir.
Osman Birinci












Yorumlar