top of page
  • Beyaz Vimeo Simge
  • White YouTube Icon
  • White Instagram Icon
  • Beyaz Spotify Simgesi
  • Beyaz LinkedIn Simge
  • White Facebook Icon

Popülizm ve Mülteciler

  • Yazarın fotoğrafı: Osman Birinci
    Osman Birinci
  • 28 Şub 2020
  • 2 dakikada okunur



Özgürlükçülük kılıfıyla pazarlanan neoliberalizm akımı için çanların daha yüksek sesle çalmaya başladığı bir dönemden geçiyoruz.


Serbest piyasa ekonomisi ve küreselleşmenin sonucunda ortaya çıkan ‘aşırı’ rekabet ortamı birbirine bağlanmış zincir usulü ile tekten tüme varmakta. Bireyden topluma, toplumdan devlet politikalarına ve devamında uluslararası boyuta taşınan pazarlama ortamı dünyayı acımasızca sömürmeye devam ediyor.


Pazarın hakimiyetini elinde tutan devletlerin birbirleriyle yarışa girdikleri bir ortamda ise sömürülen toplumların sesine kulak vermek, erişimine izin verilen medya organlarından ulaşılabilecek kadar kolay bir durum da değil.


Rekabetle birlikte sömürünün de arttığı bir ortamda insan haklarının neredeyse tümüyle gölgede kalması işe şaşırılacak bir durum olmasa gerek.


Ekonomik ve iktisadi problemlerin yoğunlaştığı bu dönemde ise kronolojik olarak savaşların çözüm olarak görüldüğü de inkar edilemez bir gerçeklik taşıyor. Yani sistemin hata verdiği anda olası atılacak formatın savaş fikrinden başka birşey olmadığı aşikar. Gelecek hakkında ki planlamaların mantık çerçevesinde yapılmadan, sömürüye dayalı pervasız bir üretimden öte gidememesi sonucunda sorunların suyun yüzüne rahatça çıktığını söyleyebiliriz.


Popülizm dalgası ise savaşlara giden yolda kullanılan bir teknik halini almış durumda. Etimolojik açıdan bakıldığında, özünde halk ve halk için siyaset anlamına gelen popülizm toplumda ise demagoji anlamında kullanılıyor. Özündeki anlamı kaybeden popülizm halkın ona koyduğu tanım ve siyasetçilerin ‘yanlış’ kullanımları sonucunda farklı biçimde değerlendiriliyor. Her farklı görüşten siyasetçinin seçim öncesi ve sonrası dönemde başarıyla kullandığı siyasal popülizm, özellikle son dönemde aşırı sağ ideolojinin temsilcileri tarafından uğrak bir kavram halini aldı.


Merkez sağ parti mensuplarının ve toplum algısında yükselişe geçen aşırı sağcı siyasetçilerin kullanıma hazır birer malzemesi haline gelen popülist siyaset, evrensel ahlaka uzun vadede yaralar açacak cinsten büyümeye devam ediyor. Bu tehlikeli akımın doğma sebebi olan iktisadi istikrarsızlık ve sistem eleştirisi perde arkası edilirken, dünyanın sorunu olarak gösterilen mülteciler ise hedef tahtasına konuyor. Sığınmacıların, gün yüzüne çıkan ekonomik buhranın ana sebebi olarak gösterilmesi ve siyasetçilerin bunu toplumları nefrete sürükleyen demeçleri ile güçlendirmesi yakın gelecek hakkında kaygı verici ipuçlarını görmemizi sağlıyor.


Dünya üzerinde uygulanması imkansız hale gelmiş ve devletlere dayatılmış tek yol olan ekonomik çıkışın bu yoldan devam etmesi çok zor iken sistemin açığa çıkan yaraları, yine aynı sistemin kurbanı haline getirdiği masum insanların hedef tahtasına konmasıyla sarılıyor. Bu sargı ise ortaya çıkan yara için ancak geçici bir tedavi olabilir ve ötesine geçemez, geçemeyecektir.


Osman Birinci

Yorumlar


© 2022 by Osman Birinci

bottom of page