Media Franchise – Medya İmtiyazı
- Osman Birinci

- 10 Nis 2019
- 2 dakikada okunur

Akademik anlamda Media Franchise başlığıyla bilinen ve Türkçe karşılığını yapılacak tanımlamayla daha iyi anlayabileceğimiz kısaca ‘Medya İmtiyazı’ olarak çevirebildiğim bu kavram gündelik hayatta medya araçları arasında geçen dinamik ilişkilere dayanmaktadır.
Medya araçlarının gelişen teknolojiyle birlikte bir takım fraksiyonlara ayrıldığını söylemek mümkün. Sosyal medya, ana akım görsel ve işitsel medya organları, sanatsal medya araçları veya yazılı basın gibi pek çok örnekle karşı karşıyayız. İşte ‘media franchise’ kavramı da bu medya araçları arasında geçen ilişki ve etkileşimden ortaya çıkıyor. Media Franchise kavramının ve ortaya çıkardığı etkileşimin, bu medya organlarının arasından özellikle de eğlence ve sanat kaygısı taşıyan işler üzerinden doğduğunu söyleyebiliriz. Konsol oyunları, filmler veya televizyon dizileri yarattıkları öz kitleler ve kendilerine oluşturdukları hayran topluluklarıyla birlikte ticari bir güce de sahip olmuş oluyorlar. İşte bahsedilen ‘media franchise’ kavramı da tam burada ortaya çıkmış oluyor. Bu ilişkiyi daha somut ve anlaşılabilir hale getirmek için örnekler vermek tanımı daha anlaşılır hale getirecektir.
Nasıl bir ilişki var ?

Görselden de anlaşılacağı üzere, medya içerikleri farklı platformlarda, farklı konseptler ve içerikler tarafından var olan kitleyi arttırma kaygısıyla paylaşılabiliyor. İşin içine ticari kaygıların girmesiyle birlikte medya içerikleri arasındaki bağ kuvvetlenmeye başlıyor. Sahip olunan marka değeri, içeriklerin birbirlerinin market ağını kuvvetlendirebilmesi için kullanılabiliyor. Görselde, senelerdir yeni içeriklerle ön plana çıkmış Simpson Serisi’nin ‘Homer Simpson’ karakterini görüyoruz. Bahsedilen ikili ilişki ortaya çıktığı zaman ‘Simpson’ karakterini EA Games tarafından yaratılmış bir savaş oyununun tanıtımında izlemek de haliyle mümkün oluyor.
Bahsedilen ilişki ticari kaygıların etkisini göstermesiyle birlikte sadece medya organlarıyla da sınırlı kalmayabiliyor. Yaratılan kitlenin içeriğe duyduğu yoğun ilgi de haliyle piyasada yeni talepler yaratıyor. Mesela bunun için verilebilecek örneklerden biri, ABD’nin New Mexico Eyaleti’nde yakın zamanda çekilen ve kendisine büyük bir hayran kitlesi oluşturan Breaking Bad Dizisi olabilir. Dizi final sezonunu tamamlamasına rağmen, oluşturduğu hayran kitlesi tarafından ilgiyle karşılanmaya devam ediyor. Bu ilgi ortaya bahsedilen medya ilişkisinin çıkmasına yardımcı oluyor. Sonucunda ise dizinin konseptini taşıyan ve ticari boyutta kâr marjına sahip konseptler ortaya çıkıyor. Serinin içeriğine göre dizayn edilmiş kafeler, kahramanlarının baskıları yapılmış tshirtler ve maketi tasarlanmış kuklalar marketlerde yerlerini alıyorlar. Bir diğer konsept ise özellikle ‘Sopranos’ dizisinden sonra karşımıza çıkan ve ‘Yüzüklerin Efendisi’ Serisi ile devam eden set turizmi olabilir. Breaking Bad dizisi de çekimleri tamamlandıktan sonra, hayran kitlesinin merak ettiği, seride yer alan mekanların kapılarını tur şirketlerine açmış oldu. Bunu da ortaya çıkan farklı bir ticari konsept örneği olarak göstermek yanlış olmaz.

Diğer ilişki örnekleri neler ?
Medya araçları arasındaki ilişkiyi yine Breaking Bad üzerinden analiz etmek gerekirse, başta karakterler üzerinden gitmek daha doğru olur. Başrolde Bryan Cranston’ın canlandırdığı Heisenberg karakterini diziyi bilmeyenler bile duymuştur. İşte bir başka örnek gösterilebilecek ilişki de tam burada ortaya çıkmakta. Bryan Cranston geçtiğimiz yıllarda Breaking Bad’de canlandırdığı karakterle birçok izleyici kitlesine ulaşmayı başarmış ve övgüleri toplamıştı. Canlandırdığı karakterin gerçek hayatta da işine yaradığını söyleyebiliriz. Esurance adlı Amerikan Sigorta Şirketi de kendisini reklam yüzü olarak tercih etmiş ve medya organları arasında ki veri transferini ve ticari ilişkiyi kanıtlamıştı.

Medya araçları arasında yani filmler ile reklamlar ve diziler ile oyunlar arasında birçok dinamik ilişki kurulabiliyor. Bu bağ; George Lucas’ın Star Wars hikayelerine hayat verirken, filmin oyuncaklarını tasarlayan ve ticari kaygılarla filmin önüne geçen endüstriyel tasarımcılardan esinlenmesi ile de kurulabilir, Harry Potter Serisi’nin son bulmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen hikayeyi amatör videolarla devam ettiren hayran kitlelerin çabası da başlı başına bir bağ kurabilir. Sonuç olarak medya araçları yok olmadığı sürece bahsedilen bu dinamik ilişki farklı örneklerle karşımıza çıkmaya devam edecektir.
Osman Birinci












Yorumlar