İnsanlık da Var
- Osman Birinci

- 11 Tem 2019
- 2 dakikada okunur

Vasily Ignatenko, Çernobil Faciası’nın boyutunu bilmeden bölgede görev yapan itfaiye erlerinden birisiydi. Faciadan 2 hafta sonra yoğun radyasyonun bıraktığı ağrılar nedeniyle hayatını kaybetti. (Chernobyl,HBO)
Amerikan televizyon film ve dizi serilerinin önde gelen kanallarından biri olan HBO’nun geçtiğimiz aylarda hazırlayıp yayınladığı ‘Chernobyl’ dizisi, izleyici kitlesinin çoğuna ulaşıp, beğenisini kazanmayı bildi.
Dizi aldığı geri dönüşlerde topladığı beğeni kadar olumsuz eleştrilerden de nasibini aldı. Anlattığı konunun dönemin konumlandırılmış siyasi çıkmazın içinden çıkması, o günkü ikili çıkmaz yolun bugün yeniden karşımıza çıkmasıyla devam etti. O gün karşı karşıya gelmiş ve kutuplaşmış kitleler bugün de dizinin analizinde ters düşmüş oldular. Dizinin değerlendirilmesini ele alan eleştirmenlerin düştükleri ortak yanılgı ise olaya sadece ve sadece siyasi konjektürden bakmalarından kaynaklanıyor. İki tarafın da karşılıklı ters düşmelerine sebebiyet veren durumlar, ideolojik gölgede ele alınan yüzeysel atışmalardan ileri gidemiyor. Elbetteki iki tarafın da kendilerine göre haklı yanları olduğunu söylememiz mümkün..
Kimi köşe yazarları Chernobyl Dizisi’nin “özellikle günümüzde global bazda gençlik üzerinde tekrardan yayılmaya başlayan sosyalist ilgi”ye karşı kurulan bir tuzak olduğunu savunurken, kimi köşe yazarları da dizinin saf gerçekliğini desteklemekle yetiniyorlar. Bu atışmalar ve süregelen tartışmalar sonucunda ihmallere sebebiyet veren sorumlular gözardı ediliyorlar. Masumların, mağdurların ve kurbanların da hakkaniyetli biçimde tarafsızca anılmasına izin verilmiyor. Karşılıklı düello niteliğindeki bu yazıların kazananı olmuyor ancak kaybeden yine ahlaki değerlerimiz ve insanlığımız oluyor.
Dizi kendi çapında olmazsa olmaz Amerikan Propagandasını yaparken,sosyalizmi de öcü gibi göstermeyi ihmal etmiyor. Ancak (popülistler hariç) bilinçli seyirci de geçmişten beridir süregelen deneyimiyle klişe haline gelmiş dayatmalara kulak tıkıyarak diziyi takip etmeye devam ediyor. Dizide araya sıkıştırılmış Reagan (maden ocağı sahnesinde maden şefinin yaptığı Sovyet Makinası esprisi gibi) esprileri işin kalitesini kirli propaganda rengiyle karalasa da, gerçekler su üstüne özenle çıkarılıyor ve yaratılan kurmaca döngü izleyicinin dikkatini vererek diziyi izlemesini sağlıyor. Dizide yer yer kullanılan tek taraflı politik replikler ve işlenen taraflı sahneler diziyi dikkatle takip eden bilinçli kitlenin keyfini kaçırsa da belgesel tadında sunduğu, başarıyla kurgulanmış tarihsel öyküsü gönüllere su serpiyor ve yer yer nötr kalmayı da başarıyor.
Dizi belki isteyerek belki de istemeden şu duyguyu da vurguluyor ki:
İnsana insan, hayvana hayvan, bitkiye de bitki olduğu için değer verilmesi gerektiğini aktardığı etkileyici sahnelerle savunuyor ve izleyicisini diziyi izledikten sonra bir kez daha düşündürmeye çalışıyor. Dizi insanların açgözlü, aşırı rekabetçi, partizan ve saldırgan konumlandırıldıkları ortamlarda, ait oldukları karakter yapılarından kolaylıkla sıyrılabildiklerini acı gerçeklerle gösteriyor.
Süresi kısa serisi mini olan dizinin kamuoyunda yarattığı ilgi büyük oldu. Bu tarz ilgi gören dizilerin herkes üzerinde ortak fikir yaratmasını beklemek de yanlış olur. Ancak bana göre şöyle de birşey var ki dizinin sonunda vurgulanan, içerisinde de aktarılan önemli bir mesaj var. Benim bu mesajdan çıkarımım, aldığım izlenim ise şu oldu:
Olaylara, belli kalıpların arasında şekil almışçasına bakmaktan vazgeçtiğimiz zaman; yaşanmışlıkların içersindeki insan, hayvan ve ya ekolojik dramlara, hatıralara ve olaylara da tarafsız yaklaşmış olacağız. İşte belki o zaman iyilik kazanabilir ve herşey birazcık daha güzel olabilir diye düşünüyorum.
Osman Birinci












Yorumlar