Bir Dönemin Yıldızları
- Osman Birinci

- 18 Nis 2019
- 4 dakikada okunur

Lada, Škoda, Yugo, Trabant ve Wartburg… Doğu Bloğunun kapsadığı topraklarda bir dönemin ulaşılması güç ve gözde otomobilleri. Sahip olanların da (başta Trabant olmak üzere) uzun süren bekleyişler sonucunda kavuştukları araçlardan bahsediyoruz. Belki ulaşılması güç olan bu araçlara sahip olmak için belli süreçlerden (uzun bekleyişler gibi) geçmek zorunda kalmak araçların daha da gözde olmalarını sağlıyordur.
Otomobillerin ortak özellikleri komünist blokta yer alan devletlerin seri üretim araçları olmalarından geliyor. Toplumda oluşan talep doğrultusunda, ihtiyacı giderme kaygısıyla üretilen bu markaların uluslararası otomobil pazarında pek de iddialı olmadıklarını belirtmek gerekir. Araçların üretim manifestolarına da göz gezdirildiğinde yurtdışı pazarında söz sahibi olma gibi bir iddialarının olmadığını belirtmek gerekir. Durum biraz daha kendi içinde kavrulma veya kendi kendine yetip, fazla lükse kaçmadan, varolan ihtiyacı sıradan özelliklerle karşılamaktan ibaret.
Olası bir rekabet durumunda (Dönemin Almanya’sı temelinde düşünürsek) Wartburg ve Trabant’ın rakiplerinin günümüzde de seri üretimine devam edilen Volkswagen Grubu, Audi, Mercedes-Benz ve BMW gibi özellikle yüksek segment araçlar üreten markaların olduğunu düşündüğümüzde ortaya adil bir rekabetin çıkamayacağını görüyoruz. Zaten. bu iki mecrayı birbirleriyle kıyaslayıp, karşılaştırmak da haksız ve yersiz kalıyor çünkü bir tarafta ihtiyaçları gidermek adına kendine yeten vasat özelliklerle donatılmış araçlar dururken, bir diğer tarafta ise senelerdir birbirleriyle rekabet içerisinde olan, daha köklü ve arzı taleplerin bile ötesine yerleştirip olağanın üstünde otomobiller geliştiren şirket profillerini görmek mümkün. Bu şirketlerin seri üretim politikalarında varolan rekabetten ötürü etik olmayan unsurlara da başvurduğunu bile söyleyebiliriz. Volkswagen firmasının geçtiğimiz yıllarda saha mühendislerinden idari kadrosuna kadar neredeyse bir şebeke halinde yürüttüğü emisyon vakası buna örnek gösterilebilir. Her ne kadar şirket sonrasında tüm yaptırımları uygulamış ve soruşturmaları yürütmüş olsa da bu gerçeği görmeyeceğimiz anlamına da gelmemeli.
Yukarıda ki görselde yer alan araçlardan olan Yugo 1980 yılında Yugoslavya, Sırbistan merkezli bir fabrikada yaklaşık 55 bin kişinin çalıştığı Zastava Şirketinde üretilmeye başlandı. Her ne kadar Yugoslavya’nın yerli aracı olarak ortaya çıkmasına ve önce Yugoslav Halkı’nın öz talebine yönelik üretilmesine rağmen uluslarası pazarda da kısa süreli bir başarı yakaladı. Fiat’ın 127 Modeline benzerliğiyle kazandığı şöhret, daha ekonomik olması ve yedek parçalarının rahat bulunup uydurulmasından ötürü artarak devam etti. Amerikan Pazarına da girmesine rağmen Forbes Dergisi tarafından “en kötü” araba olarak lanse edildi. Hakkındaki yorumlara kulak asmayan Yugoslavların en çok tercih ettiği araç olan Yugo’nun başarısı adını taşıdığı ve üreticisi olan devletten daha uzun yaşamasından da geliyor. Son üretimi 2008 yılında yapılan Yugo, günümüzde meraklıları ve koleksiyonerlerinin garajında kullanılmayı bekleyen bir efsane haline geldi. Araç, sahip olduğu fiziksel özellikleriyle Hollywood tarafından da sempatik görülmüş olacak ki Bruce Willis rol aldığı efsanevi serilerinden biri olan Zor Ölüm filminde de düşmanlarını Yugo ile kovalamıştır. Ayrıca geniş kitleler tarafından bilinen ve dinlenen rock grubu Metallica da “The Day That Never Comes”‘ın klibinde bir Yugo kullandı.
Yukarıda kolajda yer alan, tanıtım fotoğraflarıyla duran diğer iki araca değinmek gerekirse (Wartburg ve Trabant) bu iki markanın ortak özelliklerinin Doğu Almanya’da yani Almanya Demokratik Cumhuriyeti’nde üretilmeleri olabilir. İki araç da günümüzde seri üretimine devam edilmemesine rağmen klasik araç ilanlarında yerlerini korumaya devam ediyorlar. Trabant’ın sınırlı sayıda üretilmesi meraklıları tarafından bulunmasını daha güç hale getiriyor. Wartburg ise bir dönemler ülkemizde de tercih edilmiş ‘station’ kasa modeliyle ilgi çekmeyi başarmıştır. Trabant tasarlanan sade donanımı ile dönemin orta sınıf Alman Vatandaşları tarafından ilgiyle karşılanmış, seri üretimine başlanan araçlar toplumda oluşan taleplere karşılık vermekte yavaş kalmıştır. Adını üretildiği yer olan Eisenach’da ki kaleden alan Wartburg ise sunduğu farklı tipteki modelleriyle Doğu Almanya’da üst zümrelerin gözde aracı haline gelmekle kalmamış, yabancı ülkelere (Başta Balkan Ülkeleri olmak üzere) ihracatı da gerçekleştirilmiştir. Trabant sahip olduğu direksiyon arkası Amerikan Vitesi ile dikkat çekerken, günümüzde hayranları tarafından orjinal haliyle toplanmaya veya modifiye edilmeye devam etmektedir. İki kapılı ve sevimli bir imaja sahip sedan Almanya’da bir meraklısı tarafından TT’nin 1.8 litrelik turbo beslemeli motoru ve Quattro sistemi ile donatılarak 270 beygir güce ulaşmış.
Diğer iki araca göz gezdirmek gerekirse karşımıza bir zamanlar Çekoslovakların adına tank bile ürettiği Škoda’sı ile Sovyetler Birliği’nin seri üretimini gerçekleştirdiği ve ordusunda da yer yer kullandığı Lada Markası çıkıyor. Lada, sahip olduğu Niva Modeliyle özellikle Off Road meraklılarının vazgeçilmez gözdelerinden bir tanesi. Halk arasında “Dağ Keçisi” olarak da tanınan Niva, yedek parça stoğu ve ekipman uydurulabilirliği göz önüne alındığında sahibini üzmemekle kalmıyor, toprak yollarda gösterdiği performansla izleyenleri kendisine hayran bırakmayı da başarıyor. Bu sene 40. Yıl özel serisiyle ihracatı yapılan Niva Modeli sahip olduğu 4×4 çekiş gücüyle iddiasını korumayı başarıyor. Her ne kadar diğer markalara oranla fazla tercih edilmeyen bir marka olsa da yıllardır Türkiye Pazarında yer almasından ötürü, arabayla ilgilenen veya ilgilenmeyen herkes tarafından tanınırlığını koruyor. Gelecek senelerde yeni modelleriyle birlikte sahip olduğu marka değerini olumlu yönde değiştirmek konusunda iddialı olan firma, uluslararası otomobil piyasasında tanınırlığa sahip tasarımcı ve mühendisleri kadrosuna katarak yüzünü değiştirme niyetinde. Škoda ise geçtiğimiz yıllarda, Alman Şirketi Volkswagen Grubuna katıldıktan sonra satışlarını arttırmayı başardı ve kalitesini de sahip olduğu deneyim ve eklenen yeni bir güçle birlikte pozitif anlamda arttırmayı başardı. Bugün piyasaya sürülen Škoda Modelleri hala Çek Cumhuriyeti’nde yer alan fabrikada üretilmeye devam ediyor.
Bir zamanların ilgi odağı olmuş, toplumların ilgisini çekmiş ve birçok insanın ulaşımını sağlamış olan ama zamanla kaybolan, satılan veya kenara kaldırılan bu araçlar sahip oldukları şöhretlerini kaybetmiş bir dönemin yıldızları niteliğindeler. Bir dönem, sokaklarda gezen bu araçlara bugün ulaşmak ise fazlasıyla güç.
Osman Birinci












Yorumlar