top of page
  • Beyaz Vimeo Simge
  • White YouTube Icon
  • White Instagram Icon
  • Beyaz Spotify Simgesi
  • Beyaz LinkedIn Simge
  • White Facebook Icon

Amerikan Rüyası

  • Yazarın fotoğrafı: Osman Birinci
    Osman Birinci
  • 5 Mar 2020
  • 4 dakikada okunur

Latince kökenli bir kelime olan Propaganda, yeni fidanlar dikmek anlamındaki “propagare” kelimesinden türetilmiştir. Propaganda, hedeflenen amaca yarar sağlamak amacıyla, belirli bir grubun duygu düşünce, tutum ve davranışlarını etkilemeye çalışmaktır. Bir başka ifadeyle propaganda, bu duygu ve düşüncelerin, hedef grubun bilincini ve bilinçaltını etkilemek, yönlendirmek ve değiştirmek için hazırlanmış uygun araç ve tekniklerle hedef gruba empoze edilmesi sürecidir. Özellikle okuma, yazma oranlarının artmasıyla birlikte yazılı ve görsel medya organlarının propaganda faaliyetleri için önemli birer araç olduklarını söylemek gerekir. Radyo üzerinden yapılan ‘Yahudi’ karşıtlığı ve Anti-Semitist Nazi Propagandaları, televizyon üzerinden yapılan Anti-Komünist propagandalar ve günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte sosyal medya üzerinden yapılan ‘haber kirliliği’ propagandaları.


Bahsedilen her bir propagandanın uygulayıcısı olan pek çok aktör mevcut. Propagandanın başarıya ulaşmasının yolu rolünü iyi oynayıp, yalanını iyi analiz etmekten geçiyor. Gazete ve radyo üzerinden yapılan politik propagandanın ilk ve başarılı örneklerinden birisi de Nazi Almanyası’nın ‘Propaganda Bakanı’ Goebbels’di. Kendisi Adolf Hitler’in gücünü pekiştirmekte o kadar başarılı olmuştur ki, yaptığı işin bakanlığını üstlenmiştir. İletişimin gücü de tam da burada ortaya çıkıyor. Doğru analiz edilmiş propagandanın başarıyla oynanması sonucunda ‘şeytan’ın kurtarıcı olarak tanıtılıp, kahraman olduğuna kitleleri ikna etmek bile mümkün. Televizyon üzerinden yapılan siyasal propaganda örneklerine bakıldığında ise Hollywood’da sözde Amerikan karşıtı içeriklerle Sovyet Propagandası yapan yönetmen, aktör, aktris ve senaristlere karşı yürütülen ‘Cadı Avı’ propagandası ve McCarthy soruşturması ile karşılaşmak mümkün. Günümüzün en büyük propaganda araçlarından olan ve özellikle seçim süreçlerinde devasa bir role bürünen sosyal medya organları da politikacılar ve iletişim danışmanları tarafından başarıyla kullanılıyor. Genel anlamda ‘haber kirliliği’ ve ‘karalama kampanyaları’ üzerinden yürülen siyasal propagandanın son dönemdeki en büyük aktörü ise A.B.D. Başkanı Donald John Trump.


Etik dışı iletişim yollarıyla, ahlaki sınırları zorlayan demeçlerle ve ‘başarılı’ ama ‘kara’ bir propagandayla başa gelen Trump, senaryosunu kendisinin yazıp, kendisinin yönettiği filmde başrolü de kendi oynayan bir aktör. Zaten işin tuhaf yanı da 1964 yılında mezun olduktan sonra tek hayalinin Hollywood’da film yapımcısı olmasıydı. Donald Trump’ın “yalanlarla süslü” hikayesi Babası Frank Trump’dan devraldığı 200 milyon dolarlık servet ile birlikte sahip olduğu gayrimenkul ve inşaat işini, hayalini kurduğu film ve reklam dünyasıyla birleştireceği fırsatı gördüğünde başlamış oldu. Kendisinin deyimiyle babasından aldığı ‘350 bin dolar borç’ ile iş hayatına atılan Trump farklı projeler üzerinde farklı isimlerle çalıştı. Trump hakkında finansal araştırmalar yapan ve Trump’ı fazlasıyla kızdırıp, iddia ettiği gerçeklerle yalan konuşan bir ‘milyarder’i mahkemede deviren gazeteci Timothy L. O’ Brien Trump’ın iddia ettiği gibi babasından ‘350 bin dolar borç’ almadığını, bu rakamın çok daha yüksek bir meblağ olduğunu söylüyor. Trump’ın bırakın dünya genelini, gayrimenkullerinin büyük bir kısmının bulunduğu New York’da bile kendisinin ileri sürdüğü gibi ‘en zenginler’ listesine giremeyeceğini savunuyor. Trump’ın adını taşıyan bir çok gayrimenkulün ise kendisiyle ilişiği ‘reklam’ için yapılan ‘isim anlaşması’ndan ibaret. Manhattan’da bulunan Trump Tower’da bile kendisine ait olan yazhanesi dışındaki daireler, mülk sahiplerine ait. Trump, mali servetini medya üzerinden yaptığı propaganda ile şişirip, insanlara hayal satmayı başaran usta bir aktör. Bir çok Amerika’lı onun kariyerini; zengin bir aileden geldiğini bilmelerine rağmen, sıfırdan yakalanmış bir başarı hikayesi olarak görüyor. Gerçeklere göz gezdirildiğinde ise hisleriyle hareket edip, mantığı arka planda bırakarak iş yapan bu adamın bir çok işte de başarısız olduğunu söylemek gerekir. Atlantic City’de sahip olduğu kumarhane üzerinden büyük bir nakit akışı sağlamış olan Trump’ın iş arkadaşları (bkz.: Jack O’Donnell), bu başarıda kendisinin hiçbir payının olmadığını iddia ediyorlar. Zaten sonrasında inşaa ettiği ve büyük projesi olarak tanıttığı ‘Taj Mahal Trump’ adlı kumarhanesi ile birlikte büyük bir felaketle karşılaşıp, bankalara borçlanmıştır. Bankaların döner sermayesi ile aldığı kredi sonucu batan Trump, kendisiyle habersiz biçimde aynı gemide olan pek çok masum insanı da batırmıştır. Onu kurtaran Frank Trump vardır ama diğer vatandaşların ne yaptıkları konusunda şüphelerim yok değil. Bankalardan kredi alamayan ve bir çok alacaklının (bkz.: Martin Rosenberg) borcunu yatırmayan Trump, yurtdışında kurduğu ‘tehlikeli’ ilişkileri sayesinde bir takım isim antlaşmaları yapmış ve sonrasında adına davalar açılacak sözleşmelerin altına imza atmıştır. Trump SoHo’da iş ortaklarından biri olan Bayrock Grup’un Sovyet Oligarkları’ndan oluşan mafyatik bir oluşum olduğunu belirtmek gerekir. Kendisi bu iddialara, “Bu iddialardan haberim yok, sadece isim antlaşması yaptım.” diyerek cevap vermiştir. Trump’ın özellikle masum vatandaşları sömüren daha pek çok vukuatı vardır ki bunlardan birisi de kurduğu Trump Üniversitesi ile ekonomik durumu orta ve kötü seviyede olan insanların hayalleriyle oynayarak, her birinden topladığı 30.000 $ karşılığında sattığı asılsız ‘zengin olma seminerleri’dir. Sözde kendisi gibi başarıya ulaşıp, zengin olmak için verilen finansal seminerlerde görev alan eğitmenlerin de (bkz.: James Harris) iddia edilenin aksine hiçbir başarısının olmadığı ortaya çıkınca Trump’ın insanları bilerek ve isteyerek sömürdüğü mahkeme tarafından onanmıştır. Davanın sürdüğü yıllarda ‘başkan’ olan Trump toplamda 350 Milyon Dolar topladığı müşterilerine 250 Milyon Dolar tazminat ödemiştir.


Amerikan Hayali olarak tasvir edilip, kendisinin bile beklemediği bir sonuçla Amerika Birleşik Devletleri Başkanı seçilen Donald Trump, siyasal propagandanın ve ‘The Apprentice’de de gösterdiği üzere aktörlüğün önemini kanıtlayan politik bir figür olarak hafızalara kazınacaktır. Politik makamını, iş hayatına da malzeme eden Donald Trump Amerikan Hayali’nin en güzel örneğidir. Kendi halkını sömürüp, zenginliği bir başarı olarak gösteren bu adam avamın da kendisini ulaşabilecekleri bir başarı hikayesi olarak görmesini sağlamıştır. Günümüzde bile Amerikan Hayali kuran mandacıların dikkatle inceleyip, görmelerini savunduğum gerçekleşmiş Amerikan Hayali’dir. Trajikomik ve gerçektir.


Osman Birinci

Yorumlar


© 2022 by Osman Birinci

bottom of page